Emir kipinin kayıp eki: “Lan”

17 Ağustos 2009

Ufak tatilim süresince bloga yazı yazmak için bolca malzeme topladığımdan bir önceki yazımda bahsetmiştim. İşte o yazılardan biri geliyor şimdi.

Kumla’da sahil boyunca annem ve kardeşimle yürüyüş yaparken, annem susamış olacak ki yol kenarındaki çeşmeden su içmesi için durduk. O suyunu içerken çeşmenin üzerindeki yazı dikkatimi çekti: “K.Kumla Belediyesi İÇME SUYU” Yazıyı görmek için soldaki resmin üzerine tıklayabilirsiniz. Anneme dedim ki anne baksana herifler kocaman içme suyu diye yazmış sen niye içiyorsun. Belediye içme diyor sana. Tabii ki o yazı oraya su içilebilir manasına gelecek şekilde yazılmış. Fakat biz Türk milleti tanımadığımız insanlardan bir şey isterken emir kipi kullanmayı severiz; “Buraya park yapmayın!”, “Şuraya çöp atma!” gibisinden. O yüzden belediye de oraya SUYU İÇME yazsa veya gerçekten içilmemesi için devrik cümle kurup İÇME SUYU! yazsa çok şaşırmazdım açıkçası.

Annem suyunu içtikten sonra yürüyüşün kalan kısmında bu tarz anlam ikiliklerinin nasıl giderilebileceği üzerine kafa patlattım biraz. İlkokuldan beri bize sürekli söylenen şey Türkçe’deki emir kipinin 2. tekil kişisinin hiçbir eki olmadığı şeklindeydi. Biraz kafa patlattıktan sonra emir kipinin bu kayıp ekini buldum: “Lan”

Mesela oraya “İçme Suyu” yerine “İçme Lan Suyu” yazılsa kimse bunun emir kipi olduğundan tereddüt etmeyecektir. Aynı şekilde “Okuma kitabı” gibi örnekler de mevcut. “Okuma lan kitabı” dediğiniz zaman kimse bunu yadırgamaz. O yüzden iddia ediyorum ki emir kipini ikinci tekil kişisinin kayıp eki “lan” sözcüğüdür. Yazının kalanını okuyun »




JustLooking artık Türkçe!

28 Haziran 2009

Bildiğiniz gibi bir süredir Mac OS X Tiger kullanıyorum bilgisayarımda. Haliyle çeşitli Mac yazılımlarıyla epey samimi olduk bu aralar. Günlük kullanımda ihtiyaç duyduğum özelliklere göre şekillendirmeye çalışıyorum kullandığım sistemi. Bu konuda en büyük eksikliği resim görüntüleme kısmında yaşıyordum denebilir. Çünkü Belgeler’e veya Live Messenger’ın Alınan Dosyalar klasörüne girip bazen seri şekilde oradaki resimlere ve fotoğraflara bakıyorum. Fakat OSX içinde standart gelen Prewiev adlı uygulamada ne yazık ki resimlere bakarken ileri-geri yapma seçeneği bulunmuyordu. Her resim için pencereyi kapatıp klasöre dönüp tekrar dosyayı açmak gerekiyordu.

İşte bu ihtiyacımı giderecek bir program ararken buldum JustLooking’i. Nereden buldum, nasıl buldum hatırlamıyorum. Muhtemelen Google’da ararken bulmuşumdur. Ama tam aradığım şeyi bulmuştum: Basit, fazla ayar içermeyen, hızlı, şık ve en önemlisi ileri-geri yapabilen bir resim görüntüleyici… Yazının kalanını okuyun »




TRT Şeş – Gerçekten gerekli miydi?

06 Ocak 2009

Bugün okulda Umutcan’ın sorusu üzerine böyle bir yazı yazasım geldi. Sorusu basitti: “TRT Şeş hakkında ne düşünüyorsun?”. Arkadaşlarımla konuyu tartışmaya başladık. Ben de konudaki fikir ve görüşlerimi buraya yazmaya karar verdim. Yazıma geçmeden önce belirtmek istiyorum ki bu yazıdaki amacım ne siyasi ne toplumsal mesaj vermek ne de insanlar arası bölücülük ve ayrımcılık yapmak.

Yeni yıla girerken her sene olduğu gibi pek çok gündem maddemiz vardı. Her yıl konuşulan Milli Piyango Çekilişi ve büyük ikramiye, Victoria’s Secret Defilesi, dünya çapındaki yeni yıl kutlamaları gibi mevzuların yanında Türk Lirası’nın geri dönüşü gibi bu yılbaşına özgü konular da vardı. Tüm bunların arasında kuşkusuz en çok tartışılanı ise TRT’nin Kürtçe yayın yapacak kanalı TRT 6 veya yayın yaptığı dildeki telaffuzuyla TRT Şeş’in yayına başlamasıydı.

Kürtçe yayın konusu uzun yıllardır ülke gündemini meşgul etse de, asıl önem kazanması yanlış hatırlamıyorsam 2004 yılında Avrupa Birliği’nin de baskısıyla TRT’nin ana dilde yayın çalışmalarına başlamasıyla olmuştu. Hangi izleyici grubuna hitap ettiğini hala çözemediğim, izleyen birileri olup olmadığını da merak ettiğim TRT Gap kanalındaki Kültürel Zenginliğimiz adındaki program farklı dil ve lehçelerde dublajlı ve Türkçe alt yazılı olarak yayınlanmaya başlamıştı. 1 Ocak 2009′da yayın hayatına başlayan TRT 6′nın açılışında ise Türkiye Cumhuriyeti cumhurbaşkanı ve başbakanının konuşmaları Kürtçe dublaj ve Türkçe alt yazı ile yayınlandı.

Peki TRT’nin bu açılımı nasıl yorumlanmalı? Bana sorarsanız 29 Mart yerel seçimleri öncesinde hükümete ve devlete kırgın, küskün olan grupların gönlünü almaya yönelik bir çalışmadır bu. Tabii bu noktada ne kadar başarılı olunduğunu zaman ve sandık gösterecektir.

Bana göre bir Türk kanalının, hele de açılımı Türkiye Radyo Televizyon Kurumu olan ve yarı özel yarı devlet kanalı olan bir kuruluşun, ülkenin resmi dili ve Türk milletinin asırlar boyunca kullandığı dil olan Türkçe’den başka dilde yayın yapması doğru değildir. Orijinali yabancı dilde hazırlanmış programların alt yazı ile yayınlanması normal karşılanabilir. Fakat yeni bir program hazırlanıyorsa, dili kesinlikle Türkçe olmalıdır.

Fakat olaya at gözlüğü ile yaklaşmak yerine farklı bir pencereden baktığımda ise, Roj TV gerçeği ile karşı karşıya geliyorum. Roj TV uyduda Kürtçe yayın yapan bir televizyon kanalı. Ama bu kanal çoğu zaman maksadını aşıp terör örgütü lehine yayın ve propaganda amacıyla kullanılan bir araç haline geliyor. Zaman zaman Türkiye Devleti engellemeye çalışsa da bazı güçlerin de desteğiyle kanal, bölücü yayınını sürdürüyor. İşte bu nedenle TRT’nin bu yaklaşımı “Eğer bu ülkede Kürtçe yayın yapılacaksa bile en azından TRT ve devlet denetiminde yapılsın.” şeklinde de yorumlanabilir. Fakat böyle yorumlandığında da kanalın yaptığı ayrımcılık olarak görülebilir. Çünkü Türkiye topraklarında pek çok etnik grup yüzyıllardır bir arada yaşamakta. Devlete ait bir kanalın Kürtçe yayın yapması, diğer gruplardan da benzer istekler gelmesine neden olabilir. Çerkezler, Lazlar, Gürcüler, çeşitli göçmen milletlerden ve daha nice kültürden gelip Anadolu mozaiğinde kaynaşan insanlar da kendi dillerinde yayın yapılmasını isteyebilir, istemek de en doğal haklarıdır. Diller canlı varlıklardır; doğar, yaşar ve ölürler. Hiçbir grup da kendi dilinin ölmesini istemez. Ama bu olayın devamında ülkenin önce gruplara bölünmesi, sonra da parçalanması kaçınılmaz son haline gelecektir. Çünkü millet olma bilinci öncelikle dil ve kültür birliği ile başlar.

Son olarak kendilerini Kürt halkının haklarını savunmaya adadıklarını söyleyen DTP milletvekillerinin TRT 6 hakkında yaptığı yorumlara değinmek istiyorum. Öncelikle kanalı AK Parti’nin seçim yatırımı olarak kullanmasına karşı çıkmalarını normal ve yerinde buluyorum. Fakat bunu dile getirirken “Zaten bizim Kürtçe yayın yapan Roj TV’miz vardı, buna gerek yok.” gibi bir yaklaşım sergilemeleri kesinlikle hoşgörülemez. Çünkü Roj TV vizyonu ve misyonu itibariyle TRT gibi saygın bir kuruluş tarafından yapılan hiçbir yayınla karşılaştırılamayacak bir kanal. Türkçe olmasa bile TRT’nin yapacağı yayında olabildiğince tarafsız olacağını ve Türkiye Cumhuriyeti’nin ilkelerinden, bağımsızlık ve bütünlüğünden ödün vermeyeceğini düşünüyorum.

Toparlamam gerekirse, TRT 6 açılımını yukarıda sıraladığım nedenlerden ötürü pek de doğru bulmuyorum. Fakat eğer başarılabilirse, Roj TV’ye daha saygın bir alternatif olarak doğru mesajlar verilmesi kaydıyla bir barış aracına dönüştürülebilir. Yine de keşke ne Roj TV ne de TRT Şeş’e ihtiyacımız olmasaydı. Bir de keşke başbakanın ve cumhurbaşkanının konuşmaları Türkçe dublajla ve yayın yapılan dilde altyazı ile yayınlansaydı. Türk kanallarında bile yabancı liderlerin konuşmaları orijinal dilinde altyazılı yayınlanırken, bir Türk kanalında Türkiye Cumhuriyeti’nin bir ve iki numaralı idarecilerinin farklı bir dil konuşuyor gibi gösterilmesi hoş olmadı.

Güncelleme: Keşke yazıyı yazmadan önce bugünkü yazılı basını gözden geçirseymişim. Bugünkü Hürriyet gazetesinde okuduğum habere göre yukarıda öngördüğüm olay gerçek olmuş ve Çerkezler de kendi dillerinde yayın istiyorlarmış. İlgili haberi görmek için tıklayın.