24 Nisan 2010
Duydum ki Efes Pilsen Blog Yazarı’nı arıyormuş. Efes Pilsen Blog Yazarı ne yapacak peki? Gezecek, eğlenecek, yiyecek, içecek, sonra da oturup Efes Pilsen bloguna yazacak. Evet, bunlar benim en iyi yaptığım şeyler. Ama korkarım aradıkları kişi ben değilim.
Bir defa yaşım çok küçük. Henüz on sekizimi dolduralı iki buçuk ay oldu. Kanunen reşit olabilirim. Ama olayın bir de sosyal sorumluluk boyutu var. Daha geçen sene on sekizimi doldurmadığım için Blues Festival’in kapısından döndüm ben. Muhtemelen gençlere kötü örnek teşkil etmemem için beni seçmeyecekler.
Blog yazma kısmına gelince… Öyle pek harika bir blog yazarı olduğum söylenemez. Bloguma ayda yılda bir defa yazı yazıyorum. Tabii bunda en büyük etken bu yıl üniversite sınavlarına hazırlanmam ve tüm zamanımı sınav hazırlıklarına harcamak zorunda kalmam. Fazla okuyan da yok sanırım blogumu. Günde yüz kişi geliyor ya da gelmiyor. Onların da çoğu Google’dan tesadüfen bir yazımı bulup bir iki dakika geçirdikten sonra terk ediyor sitemi. Zaten koskoca Efes Pilsen kendi blogunu benim gibi yeniyetme bir ergene emanet etmez ki.
Bir sürü organizasyona katılacakmış Efes Pilsen Blog Yazarı. Varsın katılsın. Ben zaten sevmem organizasyonlarda katılımcı olarak yer almayı. Organizasyon dediğini ben yapmalıyım. Çünkü eğlenmek değil, insanları eğlendirmek bana keyif veren şey. Geçen yıl okuduğum lisede bahar şenliği düzenledim. Belki en az ben eğlendim, en çok yorulan bendim o gün. Ama eminim benim kadar keyif alan olmamıştır.
Fabrika gezilerinden, turnelerden bahsediliyor Blog Yazarı’nın ayrıcalıkları arasında. Ben zaten dünyanın yarısını gezdim şimdiye kadar. Beş farklı Avrupa ülkesi gördüm. Hepsinde yaklaşık birer hafta kaldım. Hiçbirinde bana bira fabrikası gezdiren olmadı orası ayrı mesele. Bu arada Belçika’da kiraz birası içmiştim. Hakikaten çok güzeldi. Buradan Efes’e sesleniyorum: Artık Efes Pilsen’in de meyve aromalı bira açılımı yapması gerek bence. Sadece Mariachi’yle idare ediyoruz şimdilik.
Bir aksilik çıkmaz da sınavda yuvarlakları doğru karalarsam seneye güzel bir üniversitenin öğrencisi olacağım. Muhtemelen de yabancı dil ağırlıklı bir hazırlık sınıfı okuyacağım için çok fazla boş vaktim olacak. Gönül isterdi ki Efes beni seçsin. Unutulmayacak bir yıl olurdu o zaman benim için önümüzdeki yıl. Ama boş hayaller bunlar. Nasıl olsa ben olmayacağım seçilen.
14 Temmuz 2009
An itibariyle blogumun temasını değiştirmiş bulunuyorum. Blogumda daha önce kullandığım temalar belki daha cicili biciliydi ama kullanışlı değillerdi. Ben de kendi isteklerime göre düzenleyebileceğim bir WordPress teması tasarladım sıfırdan. Yani bu temayı ilk defa burada görüyorsunuz. Tamamen elimin emeği gözümün nuru bir tema oldu. İsmini henüz koymadım ama Oğuzhan WP olarak kullanıyorum şimdilik. Temamın en önemli özelliği 2 farklı yerde WordPress için widget desteği sağlaması. WordPress teması yapmak da öyle çocuk oyuncağı bir iş değilmiş bunu öğrendim temayı yaparken. Sağlam XHTML, CSS ve PHP bilgime rağmen epeyce uğraştım istediğim tasarımı WP platformuna uyarlamak için.
Sanırım bu tema beni en az bir yıl götürür. Bundan sonra başkalarına ait temalar kullanmayı düşünmüyorum o yüzden ben daha iyisini yapana kadar en iyisi bu sanırım. Temayı kullanmak isteyenlere burdan açık açık söylüyorum: Temayı yayınlamayacağım. Belki bunu kaldırıp yerine başka tema yaparsam o zaman yayınlayabilirim.
Temayı bir yandan sürekli düzenliyorum. Hala eklemeyi düşündüğüm birkaç özellik var. Zannedersem bir süre içinde onlar da oturur. Siz de temada gördüğünüz hataları bana bildirirseniz memnun olurum.
30 Mayıs 2009
Blogumu takip edenler fark etmiştir. Uzunca bir süredir yazı yazmıyordum. Bunun sebebi daha önce Google-Blogger tabanlı olan blogumu, kendi hostumda bir WordPress kurulumuna taşımak istememdi. Uygun temayı bulmak, yazıları aktarmak, düzenlemeleri yapmak derken ancak bugüne tamamlayabildim yeni blogumu. Gerek temada gerek blog düzeninde pek çok eksik var hala. Fakat okuyucularımdan ayrı kalmaya daha fazla dayanamadım, o yüzden yarım yamalak da olsa yayına koydum blogumu. Blogum bundan sonra http://www.oguzhanocbe.com adresinden yayında olacak. Eski blog da bir süre daha http://blog.oguzhanocbe.com adresinde duracak fakat oraya yeni yazı yazmayacak, daha sonra da eski blogu komple kapatacağım.
Ayrılık süresince kafamda ve sitemde biriktirdiğim yazıları en kısa zamanda birer birer yayınlayacağım. Şimdilik hoşçakalın.
22 Mart 2009
Uzun zamandır yazı yazmamaktaydım bloguma. Şimdi baktım, bir aydan iki-üç gün fazla olmuş. “Neden?” diye sorarsanız açıklamam çok zor. Bir süredir içimde bir sıkıntı, bir boşluk var. Arada birşeyler yazasım geldi buraya ama sonra blogumun şişirme yazılarla dolmaması için vazgeçtim. Kendi dertlerimle tasalarımla diğer insanları da üzmek istemedim. Fakat az önce radikal bir karar aldım ve artık iki elim kanda dahi olsa hafta da en az beş tane yazı eklemeği hedefliyorum bloguma. Sonuçta burası kişisel bir blog ve okuyanların da benimle ilgili acı tatlı her şeyi bilmeye hakkı var.
Peki neler yaptım bu bir ay içerisinde?
Geçen ayın en önemli olayı sanırım e-dream yarışmasıydı. Yarışma için hazırladığım site ne yazık ki ön elemeyi dahi geçemedi. Oysa oldukça umutluydum. Elemeyi geçenlere baktığımda çoğunluğunun özel okulların öğrencileri olduğunu gördüm. Umarım Fatih Koleji eleme aşamasında objektif davranmıştır. Yarışmanın sonucunu merakla bekliyorum, kazanan siteyi tasarımcı gözüyle inceleyebilmek için. Hazırladığım Kocaeli-İzmit konulu siteye buradan ulaşabilirsiniz. Dolar düştüğü zaman bir domain alıp siteyi bir Kocaeli rehberi tadında yayına koymayı planlıyorum.
Okul bir açıldı tam açıldı. Kocaeli-İzmit Körfez Fen Lisesi sıfatıyla yeni binamızda okula başladık. Okuldaki tüm sınıflardan tecrit edilmiş, okul idaresiyle her an burun buruna bir sınıfımız var artık. Sanırım okul idaresi bize yakın markaj uygulamayı kafasına koymuş durumda. Hala okulun pek çok konuda eksiği var. Elbette bunlar tamamlanacak fakat Türkiye şartlarında biz mezun olmadan görür müyüz tamamlandığını, işte orası meçhul. Okulda bina değiştirmeyle tüm sorunların hallolacağını sanan bazı insanlar var ve saçmasapan uygulamalarla öğrencilere hayatı zindan etmekteler. İnşallah en yakın zamanda akılları başlarına gelir.
Geçen ayın benim adıma önemli olan noktaları bunlardı. Birazdan evden çıkacağım o yüzden yazıyı burada bitirsem iyi olur.
Unutmadan Nevruz’unuzu kutlamak istiyorum. Düne kadar ben de bu günün “bayram” sıfatıyla kutlanmasına karşıydım. Fakat günümüzde bazı kesimlere mal edilse de aslında Nevruz’un öz be öz bir Türk bayramı olduğun öğrendim kısa bir araştırmayla. Belki elde ettiğim sonuçları daha sonra burada paylaşırım.
Sevgiyle kalın.
28 Ocak 2009
Blogumu açarken amacım kendi dünyamı dışavurmak olsa da yavaş yavaş bu hedeften saptığımı düşünmekteyim. Yayınladığım yazıların tamamı kendime ait olsa da beni pek yansıtmadıklarının, daha çok güncel olayları irdelediğimin farkındayım. Bu sebepten kısa bir liste yayınlamak istedim. Bu aralar yaptıklarım:
- Dersaneye gidiyorum. Evet ÖSS maratonuna yaklaştıkça derslerin yoğunluğu artıyor. Sanırım artmaya da devam edecek. Proje (derece) sınıfı öğrencisi olduğum için dersanedekiler de işi sıkı tutuyor. Zehir gibi bir sömestr programı hazırladılar. Yaklaşık 1,5 haftadır (evet, karne almadan önce başladı program) sabah 9 akşam 17.30 arası dersanedeyim bu aralar.
- Gezip eğleniyorum. Dersaneden arta kalan zamanlarda çoğunlukla arkadaşlarımla çarşıda takılıyorum. Bowling oynuyoruz, bi cafede oturup muhabbet ediyoruz, tavla oynuyoruz. Bazen de sinemaya gidiyoruz. İzmit’te de yapacak pek bir şey kalmadı. Kesmiyor artık. Pazar günü Kartepe gezisi var, belki bir değişiklik olur hayatımda. Ayrıca tatil bitmeden ufak bir İstanbul gezintisi gibi planlarım var.
- Entourage izliyorum. Evet, dizi seyrediyorum. Entourage öyle Lost gibi Heroes gibi pek duyulan bir dizi değil ama konusu sebebiyle çok eğlenceli bir dizi. Kariyeri iniş-çıkışlarla dolu bir film yıldızının ve üç kankasının yaşamını, yaptığı hovardalıkları ve kariyerlerini anlatan bir dizi. Sinemayla da yakın ilişkisi olduğundan ilgiyle izliyorum. Bugüne kadar 5 sezonu yayınlanmış, ben en son 4. sezon 5. bölümü izledim. 6. sezonu da sanırım bu yaz veya baharda gösterime başlayacakmış. Dizi hakkında detaylı bir incelemeyi elimdeki bölümler bitince yapacağım.
- Webtasarımla uğraşıyorum. Mart ayında Fatih Koleji’nin e-dream adlı tasarım yarışması varmış. Ben de webtasarım dalında katılmayı planlıyorum. Hatta planın da ötesinde tasarımın büyük kısmını tamamladım. Olay yarışma boyutunda olduğundan -en azıdan kişisel blogumda- seçtiğim konu ve tasarımım hakkında fazla fikir veremeyeceğim. Yarışma için kendime hosting sponsoru arıyorum. İlgilenenlere burdan duyuruyorum. Lütfen benimle iletişime geçin.
- Para biriktiriyorum. Mayıs ayında Viyana’ya gitmek gibi planlarım var. Bu sebepten kendime harçlık ve uçak bileti için para biriktiriyorum. Gereksiz masraflardan olabildiğince kaçıyorum özellikle de kriz ortamında.
- Film seyrediyorum. Özellikle okul döneminde elime geçen ve seyretme fırsatı bulamadığım arşivimdeki yerli ve yabancı filmleri seyrediyorum bu aralar.
- Müzik dinliyorum. Kotam dolu olduğundan (sınırlı internetin gözü kör olsun) yeni albümleri ve şarkıları indiremedim. O sebepten önceden indirdiğim şarkılara takılıyorum. Bu ara favorilerim; Akon, Massive Attack, Katy Perry, Madcon, Lil Wayne.
- Blog yazıyorum
Etiketler: akon, blog, dershane, e-dream, entourage, film, istanbul, izmit, katy perry, lil wayne, madcon, massive attack, öss, viyana, webtasarım
2 Yorum »